SURETLER
Bundan 9 yıl kadar önce bir film izlemiştim. Başrollerini
Bruce Wills’in oynadığı 2009 yapımı ve yönetmenliğini Jonathan Mostow yaptığı
bilim kurgun filmi olan “SURETLER”.
Kısaca konusunu unutmuş olanlar için hatırlatayım. İnsana
benzeyen muhteşem fiziklere ve dış görünüme ait robotlar sizin belleğinize
evden bağlanarak dışarıda sizin adınıza bir hayat yaşıyor ve içerideki
kimliğinizden bambaşka bir siz olarak hayatınızı dış dünyada devam ettiriyor.
Sanal gözlüklerle robotlara asosiye bağ kurarak sanki siz”miş” gibi hayat
yaşıyorsunuz. Hem de istediğiniz bedende. Bir erkekken harika fizikte bir kadın,
40 yaşında 100 kilo bir kadınken 55 kg harika seksi görünümlü bir kadın olarak
erkeklerin aklını başından alabiliyorsunuz. Dışarıda kimse gerçek değil. Bir
kısım aktivistlerde bu robotların insan ırkına zarar verdiğini düşünüyor. Bilim
kurgu filmlerini hep dehşet verici bulmuşumdur. Kimi zaman abartılı gelen bu
kurguların gün geçtikçe hayatımıza yer etmiş olması ise ayrı bir mevzu, bunu konunun
uzmanlarına bırakıyorum.
Son zamanlarda sosyal medya hayatlarını incelerken bu filmi
oldukça anmaya başladım. Kendi dışında her şeymiş gibi görünmeye çalışanların
suretleriyle dolu ortalık. Ama acı olanı gerçek hayatta da durum bundan daha
farklı değil.
Dayatılmış bir kalıbın içinde başkalarının algı sistemine
göre kendini şekillendirmeye çalışmak, bu sanal robotları uzaktan yöneten
korkaklardan başka kimse yapmıyor bizi. Dudaklarını aynı dolgunlukta
botokslanmış, aynı saç efekti ve makyaj vurgusuyla kendimiz olmaktan bambaşka bir
şey olmaya başladık. Dayatılan güzellik anlayışı, sığmaya çalıştığımız beden
aralıkları her gün biraz daha psikolojimizi alt üst eder oldu. Sokakta yürüyen
yüz kişiye sorsak doksanı kendinden memnun değil. Herkes aynı şeyi yapmak ve
herkes en iyi olmak zorundaymış gibi. İnsan olmaktan, insan olmanın kusurlarından
uzakta sanal robotların arkasına sığınmış zombileriz artık... Güzel olmak veya yakışıklı olmak için
harcanılan para yapılan estetik operasyonlar öyle bir sektör haline geldi ki.
Hele hele kilo vermek için kullanılan yöntemler, bunlara harcanan paralar. Başlayıp
ve asla devam ettirilmeyen diyetler. Daha önce yaptığım kilonun zihinsel
nedenleri üzerine olan seminerlerimde insanların neden bu kadar kendiyle
sorunlu hale getirildiklerini ve bu mutsuz beden sahiplerinin nasıl önce
zihinsel olarak düzelmesi gerektiğini bolca anlattım. Halende her fırsatta
bahsediyorum ama mesele sadece dış görünüşte değil. Kendine yabancılaşmış olmak
asıl tuhaftı. İçindeki tüm seslere kulak tıkayarak bilinen yolları yürümeye
çalışmak, yeteneğini özündeki biricikliği terk edip ego savaşlarının tam
ortasına konuşlandırılmış plaza hayatlarına mahkûm ediyoruz kendimizi. Kendi
acımıza bile yabancılaştık. Kim diyor her zaman güçlü olmak zorundasın. Kim
diyor şimdi şu an anda olmalısın. Bir dolu kişisel gelişim zırvalığıyla hayatın
tüm gerçekliğinden acısından olmazından kaçmaya çalışarak çözümden çok daha
fazla uzaklaştırıyoruz kendimizi. Tek başınalığın tadını unutalı çok oldu. Sosyal
medya sağ olsun. Bakmaktan, görmekten, yaşamaktan çok göstermeye beğeni almaya
göz önünde olmaya odaklandık. Popülaritemiz, kim olduğumuz, ne emek
harcadığımız beğenilere endeksli halde… Artık bunlarla ilgili bir dolu
psikolojik rahatsızlık ve kaygı bozuklukları türedi.
Mevlana der ki, aynada gördüğün suret senden bir parça değil
yansımadır. Hakikat aynasında söyle senden ne vardır? Biraz durma zamanı
gelmedi mi? Hakikat aynasıyla yüzleşmek!. Olduğumuz kadarını kabul etmek ve olabileceğimizin
daha iyisi olmak için haritamızı genişletmek. Olduğun bedeni sevmek ve
başkaları beğensin diye değil sağlıklı tutabilmek için çabalamak ve standart dışında
bedenini,varlığını ortaya koyma zamanı gelmedi mi?
Murat Menteş’in de dediği gibi; Herkesin üç kişiliği vardır; Ortaya çıkardığı, sahip olduğu, sahip olduğunu sandığı...
Hakikat aynanızda sahip olduğunuzu bulmanız ve Suretlerden
kurtulmanız dileğiyle.
Tuba ULU
Koç /Eğitmen
Koç /Eğitmen

Yorumlar
Yorum Gönder