Kayıtlar

Yukarı Bak ( Don't Look Up)

Resim
  Yukarı Bak! Bu hafta Netf lix’ te yayınlanan Dont Look Up 2021’ e veda ederken kara mizahı ve oyunculukları ile gözümüzü gönlümüzü doyurdu. Filim konusu Dünyanın sonunu getirecek bir kuyruklu yıldızı keşfeden Jennifer Lawrence’n canlandırdığı Astronomi Doktora Öğrencisi Kate Dibiasky ve Leonardo DiCaprio’nun canlandırdığı Profesör Randall Mindy’nin bu gerçeği dünyaya anlatmak ve gerçeği kabul etmelerini sağlamak için verdikleri çaba üzerine kurgulanmış. Film bu yüzyılın gündemini oldukça iyi işlemiş. Film politika ve medyaya güzel göndermeler yapıyor. Bu konuda değerlendirme yapacak birçok eleştirmen ve yorumcu olacaktır ama ben daha farklı bir konu ile sizlere filmde ki gözlemlerimi paylaşmak istiyorum… Filmde bilim ve bilgi karşında medyanın, politikanın vurdumduymazlığı tamda günümüz dünyasının aynası niteliğinde… İnsanlar bilgiden ziyade bilgiyi kimin paylaştığı ile ilgilenir durumda… O yüzden beslenme ile ilgili tavsiyeleri bir diyetisyenden ziyade, kilo vermiş ve ...

Evren İsteklerini Gerçekleştirmiyor!

Resim
    Vücudumuzda yaklaşık 40 Trilyon hücre bulunuyor. Tahmini olarak da 90 trilyona yakın mikrop(bakteri) bulunuyor. Biri size mikrop deyince alınmayın yani😊 Tam bir mikropsunuz 😊 Ayda bir defa yenilenen bir deri tabakasının altında tam bir mikrop yığını... Hepsi bu... Bu gerekli bilgiden sonra asıl konuya dönecek olursak; Dün bir toplantıda çok tatlı bir istatikci arkadaş; “Ben evren diye bir şeyin var olduğuna, onun da benim isteklerimi yerine getirdiğine ve Spritül saçmalıklara da inanmıyorum! Ne yapıyorsam ben kendim yapıyorum. Bu kadar çabalıyor isteklerimi gerçekleştiriyorum ne yani şimdi her şeyi evren mi gerçekleştirmiş oluyor? “dedi. İşte işin can alıcı noktası da tam burası. O koskoca mikrop yığını organizmayla başımıza ne geliyorsa gelmesini sağlayan şey aslında biziz! Her ne kadar Kuantum fiziğinde ki dolanıklık ilkesine göre evrende ki her şeyle birbirine bağlı olsak da Evrenin; “ Verin Bahattin abinin 1000 TL sini” modun da çalışmadığını, bu ilkenin bun...

DEĞİŞİM

Resim
  Bazen hayal ettiğimizden, planladığımızdan bambaşka şeylerle karşılaşırız, her ne kadar Fütüristlerin, tarihçilerin, bilim insanlarının üstüne basa basa dünyanın gelişen teknolojiyle birlikte değişeceği uyarıları olsa da bu değişime bir virüsün neden olacağı aklımızın ucundan bile geçmemişti en azından büyük bir çoğunluğumuzun...   İnsan toplumsal bir varlık ve ait olma ihtiyacını dahil olmak istediği toplumlara uyum sağlayarak gerçekleştiriyor.   Bazen de uyum sağlayamadığı için sistemin dışına atılıyor...   Pandemi bireysel olarak bir çoğumuzu kapalı sistemler haline dönüştürdü ve bu süreci iyi değerlendiren her anlamda kendine yatırım yaptı, kimi de doğası gereği bu süreç bir tek onun başına gelmiş gibi hayıflandı, söylendi, isyan etti...   Harari 21. Yüzyılda 21 Ders 'de bu konu ile ilgili söyle diyor; Panik bir kibir biçimidir. Dünyanın ne yöne (aşağı doğru) ilerlediğini bildiğine emin bir histen kaynaklanır. Şaşkınlık duymak daha mütevazı, dolayısıyla da...

Kadın İnsandır , biz İnsanoğlu! İnsan Ölüyor!

Resim
Nerden başlasam nasıl anlatsam!... Aylardır yazıp yazmamak arasın da gidip geliyorum. Ağız dolusu kusmak istediğim onca şey varken susmam yazacağım şeylerin feministçe bir düşünce olarak algılanmasını istemeyişimdendi. Çünkü feminizm, bir üstünlük anlayışı değildir feminizm, sadece kadın haklarını savunur ve kadında insandır. Üstadın dediği gibi;   “Kadınlar İnsandır biz İnsanoğlu” Fakat feminizm bazı yerlerde ve durumlarda yanlış kullanıldığı ve lanse edildiği için kadın hakları için yazılan her fikir paylaşılan her düşünce feminizm gibi algılanıyor. Acıları dünyaya yansıtma biçimlerimiz vardır. Bazen söz olur, bazen canımızı her dinlediğimizde yakan türkü olur, kimi zaman bir roman olur, kimi zaman gözümüzü alamadığımız bir tablo… Bunlar acının ve duygularımızın bu dünyaya yansımış en güzel halleri…     Ben bugün yaşanan bir kadının canice öldürülmesinin acısını bu cümlelerle yansıtacağım bu dünyaya. Bir dizi izledim bundan birkaç ay önce…   Beni ...

21. Yüzyıl ve UYANIŞ (Bir distopya hikayesi olarak West World ve Uyanış)

Resim
Yazıda spoiler yoktur. Diziyi izlemeyenler de okuyabilir. Dünya irkildi!   “Nefes Alamıyorum!”….  Göz altına alınırken öldürülen George Floy’un acısıyla yeni bir dünyaya “ UYAN ”ıyoruz, bugünlerde dalga dalga, ülke ülke yayılıyor bu uyanış… Bir virüsün dalga dalga yayılıp  bizi özgürleştiğimizi sandığımız şeylerden kopardığında ve kendi dünyamızın içine hapsettiğinde, aslında nasılda sanal bir özgürlük ve varoluş boşluğu içinde olduğumuz gerçeğine “ UYAN ”dığımız gibi. -Nerede olduğunu biliyor musun? -Bir rüyadayım! -Bu doğru, rüyadan uyanmak ister misin? -Evet! Korkuyorum… -Bana doğruyu söylediğin sürece korkmana gerek yok. Hiç gerçekliğin doğasını sorguladın mı?  Siz sorguladınız mı “Rüyada mıyım” yoksa “UYANIK MIYIM diye? Yeni dünya düzenine uyandığımız bu zaman diliminde bu soruları uzun uzun sorgulatan uykularımı kaçıran bir yapıta çoktandır denk gelmemiştim, ta ki West World izleyene kadar. Yukarıda k...

DIŞARDA OLMAK İÇERDE OLMADIĞIN ANLAMINDA DEĞİLDİR(ROOM FİLMİ

Resim
Uzun zamandır izlediğim bir filmden bu kadar etkilediğimi hatırlamıyorum. Nedeni üzerinde tüm gün kafa yorup gece uzun  uzun kendimi hangi karakterle  özdeşleştirdiğimi  aradım. Neydi almam gereken mesaj ve belki anlatmam gereken.? İşte buradayım heybemdekileri anlatmak adına… Room (Gizli Dünya)   Lenny Abrahamson Yönettiği ve senaryosunu gene aynı ismi taşıyan kitaptan uyarladığı 2015  Kanada-İrlanda ortak yapımı bir dram filmi.  Filmde Brie Larson ve Jacob Tremblay başolde…  Film çok fazla gösterimde kalmamış ve 4 dalda oscara aday gösterilmiş. Dirilişi izlemeden önce izlemiş olsaydım benim için 2015 ve 16’nın oscarlık filmi olarak zihnime kazınacaktı. Konusuna gelince;  24 yaşındaki Joy (Brie Larson), 7 yıl önce Old Nick (Sean Bridgers) dediği bir adam tarafından kaçırılmış ve o günden bu yana evinin arkasındaki küçücük bir kulübede Jack ile tutsak olarak yaşamaktadır. Old Nick'in devamlı tecavüzlerine maruz kalan Joy, bu 7 yı...

SATIŞ GRAFİĞİNİ ARTIRMAK İÇİN HEDEF BELİRLE!

Resim
Başarıya giden yol “HEDEF” belirleme. Danışanlarımla yaptığım koçluk görüşmelerinde ana gündemi ilerlemenin, gelişim ve başarının önündeki engeller oluşturuyor ve koçluk süreçleri bu engelleri aşabilmek için planlama yapma ve yol haritası çizmekle devam ediyor. Bu engellerin başını ise hedefsizlik oluşturuyor. Daha doğrusu hedef belirleyememek. Daha önceki yazılarımda hedef belirlemenin öneminden bahsetmiştim ama bugün ki yazımı daha çok satış alanında uzmanlaşmayı hedefleyen veya daha iyi olmak için çabalayan adaylar için yazıyorum. Eğer Satışı bir meslek olarak görmüyor, sadece gününüzü kurtarmak için bu işi yapıyorsanız, ilk tavsiyem hemen o işi bırakıp arkanıza bakmadan kaçın. Nasılsa satış süreçlerinde karşılaşacağınız ilk olmasa da ikinci zorlukta siz arkanıza bakmadan kaçacaksınız. Şirketler için uygulanan “Swot Analizi” duymuşsundur. Bu analizi bireysel olarak da uygulamak hem kendinizi tanımak hem içsel ve dışsal kaynakları keşfetmek için oldukça faydal...